Climeteo

CDP Raporlama Nedir? CDP Raporu Nasıl Hazırlanır?

CDP raporlama, şirketlerin iklim değişikliği, sera gazı emisyonları, su güvenliği, ormansızlaşma ve diğer çevresel konulardaki etkilerini, risklerini, fırsatlarını, hedeflerini ve yönetim uygulamalarını belirli bir metodoloji çerçevesinde açıklamasını sağlayan uluslararası bir çevresel beyan sürecidir.

Ancak CDP'yi yalnızca şirketin karbon ayak izini bildirdiği bir platform olarak değerlendirmek doğru değildir.

İyi hazırlanmış bir CDP beyanı; şirketin çevresel riskleri nasıl belirlediğini, yönetim kurulunun bu konuları nasıl takip ettiğini, Scope 1, Scope 2 ve Scope 3 emisyonlarını nasıl yönettiğini, hangi azaltım hedeflerini belirlediğini, iklim değişikliğini finansal planlamasına nasıl dahil ettiğini ve değer zincirindeki çevresel etkileri nasıl değerlendirdiğini birlikte ortaya koyar.

Bu nedenle CDP raporlaması, sürdürülebilirlik departmanının birkaç çevresel veriyi sisteme girdiği yıllık bir anketten çok daha kapsamlıdır. Finans, risk yönetimi, satın alma, üretim, enerji yönetimi, insan kaynakları, yatırımcı ilişkileri ve üst yönetimin birlikte çalışmasını gerektirebilen kurumsal bir veri ve yönetim sürecidir.

2026 CDP yapısında şirketlere sunulan soru seti; şirketin büyüklüğü, sektörü, yıllık geliri ve raporlanan çevresel konular gibi kriterlere göre şekillenebilmektedir. İklim değişikliği, su güvenliği, ormanlar, biyoçeşitlilik ve plastiklere ek olarak okyanus konusu da 2026 yılında CDP soru yapısına dahil edilmiştir.

CDP Raporlama

CDP Nedir?

CDP, şirketlerin ve diğer kuruluşların çevresel verilerini standartlaştırılmış bir yapı içerisinde açıklayabilmesini sağlayan küresel çevresel açıklama sistemidir.

Şirketler CDP üzerinden yalnızca “ne kadar karbon saldıklarını” açıklamaz. Çevresel etkilerin kuruluşun stratejisi, finansal performansı, operasyonları ve değer zinciri açısından ne anlama geldiğini de ortaya koyar.

CDP kapsamında ele alınabilecek başlıca konular şunlardır:

  • İklim değişikliği ve sera gazı emisyonları
  • Scope 1, Scope 2 ve Scope 3 emisyonları
  • Enerji tüketimi ve enerji kaynakları
  • Yenilenebilir enerji kullanımı
  • İklim riskleri ve fırsatları
  • İklim geçiş planları
  • Emisyon azaltım hedefleri
  • Su güvenliği ve su kaynaklarına bağımlılık
  • Ormanlar ve ormansızlaşma bağlantılı riskler
  • Biyoçeşitlilik
  • Plastik kullanımı ve çevresel etkileri
  • Okyanusla ilişkili etkiler, bağımlılıklar ve riskler
  • Tedarik zinciri ve değer zinciri
  • Çevresel yönetişim
  • Çevresel performansın finansal planlamaya entegrasyonu

Dolayısıyla CDP'nin amacı yalnızca veri toplamak değil; şirketlerin çevresel etkilerini ölçmesine, yönetmesine ve karar alma mekanizmalarına dahil etmesine yönelik karşılaştırılabilir bir açıklama altyapısı oluşturmaktır.

CDP Raporlaması Nedir?

“CDP raporu” ifadesi yaygın olarak kullanılsa da süreç klasik anlamda bir PDF rapor hazırlanmasından farklıdır. Şirket öncelikle kendisine uygun CDP soru setini belirler, gerekli kurumsal ve çevresel verileri toplar ve bu bilgileri CDP Portal üzerinden ilgili sorulara uygun şekilde açıklar.

Her soru yalnızca sayısal bir veri istemeyebilir. Örneğin şirketten;

  • iklim risklerini nasıl belirlediği,
  • hangi zaman ufuklarını kullandığı,
  • bu risklerin finansal etkisini nasıl değerlendirdiği,
  • yönetim kurulunun çevresel konulardaki rolü,
  • emisyon azaltım hedeflerinin kapsamı,
  • hedeflerin baz yılı,
  • enerji tüketimi,
  • emisyon doğrulaması,
  • değer zinciri kaynaklı emisyonlar,
  • çevresel fırsatlardan beklenen finansal faydalar

gibi oldukça ayrıntılı bilgiler talep edilebilir.

Bu nedenle CDP raporlamasının kalitesi, yalnızca soruların tamamının doldurulmasına değil, verilerin birbirleriyle tutarlı ve metodolojik olarak savunulabilir olmasına bağlıdır.

CDP Raporlaması Neden Önemlidir?

CDP verileri yatırımcılar, finans kuruluşları, müşteriler ve büyük kurumsal satın almacılar tarafından şirketlerin çevresel risklerini ve yönetim kapasitelerini değerlendirmek amacıyla kullanılabilmektedir.

Bu durum özellikle uluslararası tedarik zincirlerinde faaliyet gösteren şirketler açısından önemlidir. Büyük bir müşterinin tedarikçisinden CDP üzerinden açıklama talep etmesi, karbon ve çevresel verilerin artık yalnızca şirketin kendi sürdürülebilirlik politikasının değil, ticari ilişkinin de bir parçası haline gelebileceğini göstermektedir.

CDP raporlama ayrıca şirketin kendi içerisinde önemli eksikleri görünür hale getirebilir.

Örneğin çalışma sırasında;

  • Scope 3 emisyonlarının hesaplanmadığı,
  • tedarikçi verilerinin düzenli toplanmadığı,
  • iklim risklerinin finansal olarak ölçülmediği,
  • çevresel hedeflerin baz yılının net olmadığı,
  • azaltım projelerinin etkilerinin izlenmediği,
  • yönetim sorumluluklarının yeterince tanımlanmadığı

ortaya çıkabilir.

Bu açıdan CDP, yalnızca dış paydaşlara yapılan bir açıklama değil, aynı zamanda şirketin çevresel yönetim altyapısının stres testi olarak da değerlendirilebilir.

Türkiye'deki Şirketler İçin CDP Raporlama Neden Önemlidir?

CDP raporlama Türkiye'deki şirketler açısından özellikle ihracat, uluslararası tedarik zincirleri, sürdürülebilir finansman ve kurumsal müşterilerin çevresel veri talepleri nedeniyle giderek daha önemli hale gelmektedir.

CDP'nin Türkiye operasyonları 2010 yılından bu yana Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu iş birliğiyle yürütülmektedir. CDP Türkiye verilerine göre 2025 döneminde Türkiye'den raporlama yapan şirket sayısı 150'nin üzerine çıkmıştır.

Türkiye açısından bir başka önemli konu da küresel raporlama sistemleri arasındaki yakınlaşmadır.

Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları'nın dayandığı ISSB standartları ile CDP arasındaki bağlantı, şirketlerin oluşturduğu iklim verisinin farklı raporlama ihtiyaçlarında yeniden kullanılabilmesini daha önemli hale getirmektedir. CDP, 2024 yılından beri IFRS S2'yi iklim açıklamalarında temel referanslardan biri olarak soru yapısına entegre etmektedir.

Bu nedenle doğru oluşturulmuş bir CDP veri altyapısı, sadece CDP beyanı açısından değil, şirketin daha geniş sürdürülebilirlik raporlama ekosistemi açısından da değerlidir.

CDP Raporlama Süreci Nasıl Yapılır?

Başarılı bir CDP raporlama süreci, portala veri girmekle başlamamalıdır. İlk çalışma şirketin veri yapısının ve raporlama kapsamının belirlenmesi olmalıdır.

1. Şirketin CDP Kapsamı Belirlenir

Öncelikle şirketin hangi soru setini kullanacağı ve hangi çevresel konularda açıklama yapacağı belirlenir.

2026 sisteminde şirketler için Full Corporate ve SME gibi farklı soru yapıları bulunabilmekte; soru seti şirketin büyüklüğü, sektörü, geliri ve çevresel kapsamına göre özelleştirilebilmektedir.

Bu aşamada yanlış kapsam belirlemek sonraki veri toplama sürecini doğrudan etkileyebilir.

2. Gap Analizi Yapılır

Mevcut şirket verileri CDP'nin talep ettiği veri noktalarıyla karşılaştırılır.

Buradaki amaç hemen cevap yazmaya başlamak değildir.

Öncelikle:

Elimizde hangi veri var?
Hangi veri eksik?
Verinin sahibi hangi departman?
Verinin metodolojisi güvenilir mi?
Belge veya kayıtla doğrulanabiliyor mu?

sorularına cevap verilmelidir.

Örneğin şirketin toplam elektrik tüketimi biliniyor olabilir ancak lokasyon bazlı tüketim kayıtları bulunmayabilir. Scope 1 ve Scope 2 emisyonları hesaplanmış olabilir ancak Scope 3 kategorilerinin önemli bölümü henüz değerlendirilmemiş olabilir.

Bu farkların raporlama başlamadan görülmesi sürecin önemli ölçüde daha sağlıklı ilerlemesini sağlar.

3. Kurumsal Karbon Ayak İzi ve Emisyon Verileri Kontrol Edilir

İklim değişikliği açıklamalarının temel bileşenlerinden biri sera gazı envanteridir.

Bu kapsamda özellikle;

  • Scope 1 doğrudan emisyonları,
  • Scope 2 enerji dolaylı emisyonları,
  • Scope 3 değer zinciri emisyonları,
  • kullanılan emisyon faktörleri,
  • organizasyonel ve operasyonel sınırlar,
  • baz yıl,
  • metodolojik değişiklikler,
  • varsa bağımsız doğrulama

kontrol edilmelidir.

Burada en önemli konulardan biri karbon ayak izi raporuyla CDP cevaplarının birebir tutarlı olmasıdır.

Bir bölümde belirtilen Scope 2 emisyonunun başka bir tabloda farklı görünmesi veya emisyon azaltım hedefinin baz yılıyla sera gazı envanterindeki baz yıl verisinin uyuşmaması raporlamanın kalitesini olumsuz etkileyebilir.

4. İklim Riskleri ve Fırsatları Finansal Boyutuyla Değerlendirilir

CDP'nin güçlü taraflarından biri çevresel konuları yalnızca teknik sürdürülebilirlik verisi olarak ele almamasıdır.

Şirketin karşı karşıya olduğu fiziksel ve geçiş risklerinin iş modeli üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi önemlidir.

Fiziksel riskler arasında aşırı sıcaklık, kuraklık, sel, su stresi veya tesislerin iklim olaylarına maruz kalması bulunabilir.

Geçiş riskleri ise;

  • karbon fiyatlandırması,
  • yeni mevzuat,
  • müşteri beklentilerinin değişmesi,
  • düşük karbonlu ürün talebi,
  • teknolojik dönüşüm,
  • finansmana erişim

gibi konulardan kaynaklanabilir.

Nitelikli bir CDP çalışmasında yalnızca “iklim değişikliği şirketimiz için risktir” denmez. Riskin nerede ortaya çıktığı, hangi zaman diliminde etkili olabileceği, finansal etkisinin nasıl değerlendirildiği ve hangi kontrol mekanizmalarının uygulandığı açıklanır.

5. İklim Geçiş Planı ve Emisyon Azaltım Hedefleri İncelenir

CDP açısından hedef açıklamak ile gerçek bir dönüşüm planına sahip olmak aynı şey değildir.

Örneğin “2030'a kadar emisyonlarımızı azaltacağız” ifadesi tek başına yeterli bir yönetim yaklaşımı oluşturmaz.

Sağlam bir hedefte;

  • baz yıl,
  • hedef yıl,
  • kapsanan emisyonlar,
  • azaltım oranı,
  • Scope kapsamı,
  • hedefin mutlak veya yoğunluk bazlı olması,
  • ilerlemenin nasıl izleneceği

net olmalıdır.

Ardından bu hedefin hangi yatırımlar ve operasyonel değişikliklerle gerçekleştirileceği ortaya konmalıdır.

Enerji verimliliği, elektrifikasyon, yenilenebilir enerji, proses dönüşümü, düşük karbonlu hammaddeler, lojistik optimizasyonu ve tedarikçi dönüşümü gibi faaliyetler burada devreye girebilir.

6. Scope 3 ve Tedarik Zinciri Göz Ardı Edilmez

Birçok şirket için CDP raporlamasının en zor alanlarından biri Scope 3 emisyonlarıdır.

Çünkü bu emisyonların önemli kısmı şirketin kendi tesisinde değil; tedarikçilerinde, lojistik operasyonlarında, müşterilerinde veya ürünün kullanım ömrü sonunda ortaya çıkar.

Satın alınan mal ve hizmetler, sermaye malları, yakıt ve enerji bağlantılı faaliyetler, taşımacılık, atıklar, iş seyahatleri, çalışanların işe ulaşımı ve satılan ürünlerin kullanımı gibi farklı kategoriler değerlendirilmek zorunda kalabilir.

Buradaki amaç mümkün olan her sayıyı tahmin ederek tabloyu doldurmak değil; önemli emisyon kaynaklarını doğru yöntem ve yeterli veri kalitesiyle hesaplamaktır.

CDP Skoru Nasıl Belirlenir?

CDP skoru şirketin yalnızca “çevreci olup olmadığını” gösteren basit bir puan değildir.

2026 CDP metodolojisinde değerlendirilen şirketler dört temel olgunluk seviyesinde ilerler:

  • D / D- – Disclosure: Açıklama ve veri sunma düzeyi
  • C / C- – Awareness: Çevresel etkiler ve riskler konusunda farkındalık
  • B / B- – Management: Risk ve etkilerin yönetilmesine yönelik süreç ve uygulamalar
  • A / A- – Leadership: İleri düzey uygulama, şeffaflık ve çevresel liderlik

Full Corporate soru setinde ayrıca belirli puan seviyelerine ulaşılabilmesi için karşılanması gereken Essential Criteria bulunmaktadır. Bu nedenle toplam puan toplamak tek başına üst seviyeye çıkmayı garanti etmez.

Önemli bir başka nokta da CDP skorunun şirketin mutlak çevresel performansının tek başına göstergesi olmamasıdır. CDP de skorun açıklama kalitesi ve çevresel yönetim olgunluğunu yansıttığını özellikle belirtmektedir.

Bu nedenle yalnızca “A almak” amacıyla cevap yazmak yerine, skor metodolojisini şirketin gerçek çevresel yönetim eksiklerini görmek için kullanmak daha sağlıklı bir yaklaşımdır.

CDP Raporlama ile Sürdürülebilirlik Raporu Arasındaki Fark Nedir?

CDP raporlama ile sürdürülebilirlik raporu birbirini destekler ancak aynı değildir. Sürdürülebilirlik raporu şirketin ekonomik, çevresel, sosyal ve yönetişim performansını daha geniş bir anlatımla paydaşlarına sunabilir. CDP ise belirli çevresel veri noktalarını standartlaştırılmış soru yapısı ve değerlendirme metodolojisi üzerinden toplar. Bu nedenle sürdürülebilirlik raporunda bulunan bir bilginin CDP için doğrudan yeterli olacağı varsayılmamalıdır. CDP sorusunun istediği kapsam, metodoloji, dönem, ölçü birimi ve açıklama yapısı ayrıca kontrol edilmelidir.

CDP, IFRS S2, TNFD ve GRI Arasındaki İlişki

Şirketlerin en sık karşılaştığı sorunlardan biri aynı çevresel verinin farklı raporlama sistemleri için tekrar tekrar hazırlanmasıdır.

CDP son yıllarda soru yapısını uluslararası standartlarla daha uyumlu hale getirmektedir.

2026 itibarıyla CDP'nin kurumsal soru seti IFRS S2 ile uyumluluk sağlayacak şekilde yapılandırılmıştır; TNFD tavsiyeleriyle kısmi uyum bulunmaktadır ve GRI'nin iklim, enerji, su ve biyoçeşitlilik standartlarıyla eşleştirme çalışmaları mevcuttur.

Bu durum şirketler için önemli bir avantaj yaratabilir.

Doğru tasarlanmış bir sürdürülebilirlik veri sistemi sayesinde aynı temel veri;

CDP, kurumsal sürdürülebilirlik raporlaması, karbon ayak izi, iklim risk yönetimi ve diğer çevresel açıklamalar için tekrar kullanılabilir.

Böylece her raporlama döneminde sıfırdan veri toplamak yerine kurumsal bir sürdürülebilirlik veri altyapısı oluşturulabilir.

CDP Raporlamasında En Sık Yapılan Hatalar

CDP sürecindeki problemler çoğu zaman yanlış hesaplamadan ziyade veri ve yönetim sistemindeki kopukluklardan kaynaklanır.

En sık karşılaşılan sorunlardan bazıları şunlardır:

  • CDP çalışmasına çok geç başlanması,
  • departmanların birbirinden bağımsız veri hazırlaması,
  • Scope 3'ün yeterince değerlendirilmemesi,
  • enerji ve emisyon verilerinin birbiriyle uyuşmaması,
  • hedeflerin baz yılı veya kapsamının net olmaması,
  • risklerin yalnızca genel ifadelerle açıklanması,
  • çevresel risklerin finansal etkisinin değerlendirilmemesi,
  • önceki yıl verilen cevaplarla tutarsızlık oluşması,
  • destekleyici kayıt ve hesaplama dosyalarının saklanmaması,
  • puanlama metodolojisinin ancak raporlama sonunda incelenmesi.

CDP açısından güçlü bir açıklama, “iyi yazılmış” cevaptan önce iyi veri ve iyi yönetim sistemi gerektirir.

CDP Danışmanlığı Neleri Kapsar?

CDP danışmanlığı, yalnızca şirket adına soruların cevaplanması anlamına gelmemelidir.

Nitelikli bir danışmanlık çalışmasında öncelikle şirketin mevcut durumu analiz edilir ve CDP gereklilikleri ile mevcut veri altyapısı arasındaki boşluklar belirlenir.

Çalışma kapsamında;

  • CDP kapsam ve soru setinin belirlenmesi,
  • gap analizi,
  • veri sahiplerinin belirlenmesi,
  • kurumsal karbon ayak izi verilerinin kontrolü,
  • Scope 3 değerlendirmesi,
  • iklim risk ve fırsatlarının analizi,
  • çevresel hedeflerin gözden geçirilmesi,
  • geçiş planının değerlendirilmesi,
  • CDP cevaplarının hazırlanması,
  • cevaplar arası tutarlılık kontrolü,
  • puanlama metodolojisi ve Essential Criteria analizi,
  • önceki yıl skorlarının değerlendirilmesi,
  • gelecek dönem için iyileştirme yol haritası

bir bütün olarak ele alınabilir.

Bu yaklaşım özellikle ilk kez CDP raporlaması yapan şirketler kadar, yıllardır raporlama yaptığı halde belirli bir skor seviyesinin üzerine çıkamayan kuruluşlar açısından da değerlidir.

Climeteo ile CDP Raporlama Danışmanlığı

Climeteo Ar-Ge ve Danışmanlık olarak CDP raporlama ve CDP danışmanlığı çalışmalarını yalnızca soru setinin doldurulmasına yönelik bir hizmet olarak değerlendirmiyoruz.

Şirketin karbon ayak izi, enerji verileri, çevresel riskleri, sürdürülebilirlik hedefleri, değer zinciri ve mevcut raporlama altyapısını birlikte inceleyerek CDP sürecinin teknik temelini oluşturuyoruz.

Amacımız, şirketin yalnızca mevcut yıl CDP beyanını tamamlaması değil; sonraki yıllarda da kullanılabilecek ölçülebilir, doğrulanabilir ve kurumsal bir çevresel veri yönetim sistemi geliştirmesine katkı sağlamaktır.

Çünkü başarılı CDP raporlamasının temel sorusu yalnızca;

“CDP sorusuna ne cevap vermeliyiz?”

değildir.

Asıl önemli sorular şunlardır:

Bu cevabı destekleyen verimiz var mı?
Verinin metodolojisi doğru mu?
Şirket içerisinde bu konuyu gerçekten yöneten bir süreç var mı?
Ve gelecek yıl aynı soruya daha güçlü bir cevap verebilmek için bugün neyi değiştirmeliyiz?

CDP raporlama, karbon ayak izi, iklim riskleri, Scope 3 hesaplamaları ve sürdürülebilirlik veri yönetimi konularında şirketinize özel çalışma planı oluşturmak için Climeteo ile iletişime geçebilirsiniz.

CDP Raporlama Hakkında Sık Sorulan Sorular

CDP raporlaması zorunlu mudur?

CDP, klasik anlamda tüm şirketlere kanunla uygulanmış tek tip bir zorunlu raporlama sistemi değildir. Ancak şirketlerden yatırımcılar, müşteriler, bankalar veya CDP Supply Chain üyeleri tarafından açıklama talep edilebilir. Bu nedenle bazı işletmeler açısından CDP raporlaması önemli bir müşteri veya yatırımcı beklentisine dönüşebilir.

CDP raporlaması için karbon ayak izi hesaplanması gerekir mi?

İklim değişikliği kapsamında kapsamlı bir CDP açıklaması yapılacaksa şirketin sera gazı envanteri kritik veri kaynaklarından biridir. Scope 1 ve Scope 2'nin yanı sıra işletmenin yapısına göre önemli Scope 3 kategorilerinin de değerlendirilmesi gerekebilir.

CDP raporlaması ne kadar sürer?

Süre şirketin büyüklüğüne, ilk kez raporlama yapıp yapmadığına ve mevcut veri altyapısına göre değişir. Karbon envanteri, iklim risk analizi veya Scope 3 çalışması henüz yapılmamış bir şirket için süreç yalnızca soru setine cevap vermekten çok daha kapsamlıdır. Bu nedenle çalışmaya CDP son teslim tarihinden çok önce başlanması daha sağlıklıdır.

CDP skoru nasıl yükseltilir?

Skor geliştirmek için yalnızca cevapların daha uzun yazılması yeterli değildir. Öncelikle önceki yanıtlar, scoring methodology ve Essential Criteria incelenmeli; eksik yönetim süreçleri ve veri noktaları belirlenmelidir. Risk yönetimi, hedefler, emisyon verileri, doğrulama, yönetişim ve geçiş planı gibi alanlarda gerçek kurumsal gelişim sağlanması gerekir.

CDP raporu ile karbon ayak izi raporu aynı şey midir?

Hayır. Karbon ayak izi raporu şirketin sera gazı emisyonlarına odaklanır. CDP ise emisyonların yanında yönetişim, çevresel riskler, fırsatlar, hedefler, strateji, enerji, değer zinciri ve diğer çevresel konuları da değerlendiren çok daha geniş bir açıklama sistemidir.

CDP'de Scope 3 neden önemlidir?

Scope 3, şirketin tedarik zinciri ve ürün yaşam döngüsü gibi doğrudan kontrolünün dışındaki emisyonları kapsar. Özellikle üretim, perakende, finans ve uluslararası tedarik zincirlerinde faaliyet gösteren şirketlerde Scope 3 toplam karbon ayak izinin önemli bölümünü oluşturabilir. Bu nedenle değer zinciri analizi CDP çalışmalarında giderek daha önemli hale gelmektedir.

CDP danışmanlığı almak gerekli midir?

Her şirketin danışmanlık alması zorunlu değildir. Ancak ilk defa raporlama yapan, Scope 3 veya iklim risk analizi konusunda veri eksikleri bulunan, birden fazla çevresel başlıkta açıklama yapan veya CDP performansını geliştirmek isteyen şirketlerde uzman desteği sürecin daha sistematik ilerlemesine yardımcı olabilir.

Sık Sorulan Sorular SSS
  • İklim Değişikliği Konusunda Türkiye Nasıl Bir Süreçtedir?
    Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede son yıllarda önemli adımlar atmıştır. Paris Anlaşması’nı 2021’de onaylayarak 2053 net sıfır emisyon hedefini açıklamıştır. Ulusal Katkı Beyanı (NDC) güncellenmiş, yenilenebilir enerji yatırımları artırılmış ve Yeşil Mutabakat Eylem Planı devreye alınmıştır. Ancak, fosil yakıt bağımlılığı, sanayi kaynaklı emisyonlar ve ormansızlaşma gibi zorluklar devam etmektedir. Karbon fiyatlandırma mekanizmaları ve sürdürülebilir üretim teşvikleri gibi adımlarla Türkiye, düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecini hızlandırmayı hedeflemektedir.
  • Avrupa Yeşil Mutabakatı (EU Green Deal) Nedir?
    İklim değişikliği, küresel çapta bir tehlikedir ve ülkeler iklim hedeflerini belirterek kendi eylem planlarını uygulamaya başlamaktadır. Bu doğrultuda Avrupa, iklim hedeflerini belirttiği, Avrupa Yeşil Mutabakatı (EU Green Deal)’nı yayınlamıştır. 2019 yılında yayınlanan mutabakatta Avrupa, 2050 yılında ilk karbon-nötr kıta olmayı hedeflediğini belirtmiştir. Bu hedef için kendi sanayisini ve ekonomisini dönüştürecek bir büyüme stratejisi geliştireceğini vurgulamaktadır. Enerji, ulaşım, tarım, inşaat, finans gibi temel birçok faaliyet alanını iklim hedefleri çerçevesinde yeniden şekillendireceği bildirmektedir.
  • Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın Türkiye İçin Önemi Nedir?
    Avrupa Yeşil Mutabakatı, Türkiye için kritik bir öneme sahiptir. AB’nin Türkiye ile Gümrük Birliği ortağı olması, ticari faaliyetleri oldukça hareketli kılmaktadır. Ticaret Bakanlığı’nın 2021 yılı verilerine göre Avrupa Birliği, Türkiye’nin 93 milyar dolarlık ihracatından %41 oranında pay alarak, toplam ihracatta ilk sırada yer almaktadır. Dolayısıyla hem ticari ilişkilerin yoğunluğu hem de sürdürülebilir kalkınma hedefleri sebebiyle Türkiye de Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında yer alacaktır.
  • Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Nedir?
    Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Avrupa Birliği’nin 2026’da tam olarak yürürlüğe girecek yeni bir karbon vergisi sistemidir. SKDM, AB’ye ihraç edilen çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik gibi yüksek karbon salınımına sahip ürünlere ek maliyet getirmektedir. Amaç, karbon kaçağını önlemek ve küresel ölçekte düşük karbonlu üretimi teşvik etmektir. Türkiye gibi AB ile yoğun ticaret yapan ülkeler için, karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik uyum süreci büyük önem taşımaktadır.
İklim Dostu Şirketler Yaratıyoruz!
İletişim Formu
Entegre Uyumluluk

Tüm sürdürülebilirlik çözümlerimiz önde gelen ulusal ve uluslararası Çevresel, Sosyal, Yönetişim standartlarına ve düzenlemelerine uyumlu olarak üretilmiştir.

Kurumsal Karbon Yönetiminde Sürdürülebilir Çözümlerİşletmeniz için stratejik, sürdürülebilir ve yenilikçi çözümler sunuyoruz.

Neler Yapıyoruz?
Hakkımızda Hakkımızdaİletişim İletişim Whatsapp
HakkımızdaClimeteo
+90532 346 4029
+90532 346 4029