Karbon Ayak İzi Nasıl Azaltılır?

Karbon Ayak İzi Nedir? Nasıl Hesaplanır ve Nasıl Azaltılır?

Karbon ayak izi, bir kişi, işletme, ürün, hizmet veya faaliyetin doğrudan ve dolaylı olarak neden olduğu sera gazı emisyonlarının toplamını ifade eder. Ancak karbon ayak izi yalnızca atmosfere salınan karbondioksit miktarından ibaret değildir. Metan (CH₄),diazot monoksit (N₂O) ve çeşitli florlu gazlar gibi farklı sera gazları da iklim üzerindeki etkileri dikkate alınarak hesaplamaya dahil edilir.

Karbon Ayak İzi Nasıl Azaltılır?

Bu nedenle karbon ayak izi sonuçları genellikle karbondioksit eşdeğeri (CO₂e) cinsinden ifade edilir. Böylece iklim üzerindeki etkileri birbirinden farklı olan sera gazları ortak bir ölçü birimine dönüştürülerek karşılaştırılabilir.

Bir işletme açısından karbon ayak izi; doğalgaz tüketiminden şirket araçlarına, satın alınan elektrikten üretimde kullanılan hammaddelere, çalışan ulaşımından lojistik operasyonlarına ve ürünlerin kullanım ömrü sonundaki süreçlere kadar oldukça geniş bir alanı kapsayabilir.

Dolayısıyla doğru bir karbon ayak izi hesaplama çalışması, yalnızca elektrik ve yakıt faturalarının toplanmasından oluşmaz. Öncelikle hesaplama sınırlarının belirlenmesi, emisyon kaynaklarının sınıflandırılması, faaliyet verilerinin toplanması, uygun emisyon faktörlerinin seçilmesi ve sonuçların uluslararası kabul görmüş metodolojiler doğrultusunda değerlendirilmesi gerekir.

Karbon Ayak İzi Aslında Neyi Ölçer?

Karbon ayak izi, bir faaliyet sonucunda ortaya çıkan sera gazlarının iklim değişikliğine olan etkisini ölçmeye çalışır. Bu etki yalnızca işletmenin kendi tesisinde oluşan emisyonlarla sınırlı değildir.

Karbon ayak izi değerlendirilirken başlıca şu kaynaklar dikkate alınır:

  • Doğrudan yakıt kullanımı: Fabrikalardaki doğalgaz kazanları, jeneratörler, üretim ekipmanları veya şirket araçlarında kullanılan yakıtlar doğrudan sera gazı emisyonuna neden olur.
  • Satın alınan elektrik: Elektrik tüketildiği işletmede doğrudan emisyon oluşmasa da elektriğin üretildiği santralde sera gazı emisyonu meydana gelir. Bu nedenle satın alınan elektrik de karbon envanterine dahil edilir.
  • Hammadde ve malzeme kullanımı: Çelik, plastik, alüminyum, kimyasal hammaddeler, ambalaj malzemeleri ve diğer girdilerin üretimi sırasında ortaya çıkan emisyonlar şirketin değer zincirindeki karbon etkisinin önemli bir bölümünü oluşturabilir.
  • Taşıma ve lojistik faaliyetleri: Hammaddelerin tesise taşınması, ürünlerin müşterilere ulaştırılması ve üçüncü taraf lojistik operasyonları dolaylı emisyon kaynakları arasında yer alabilir.
  • Tedarik zinciri faaliyetleri: İşletmenin satın aldığı ürün ve hizmetlerin üretimi sırasında ortaya çıkan emisyonlar, özellikle üretim şirketlerinde toplam karbon ayak izinin önemli bir kısmını oluşturabilir.
  • Ürünün kullanım ve kullanım ömrü sonu: Bazı sektörlerde satılan ürünlerin müşteriler tarafından kullanılması, bertaraf edilmesi veya geri dönüştürülmesi sırasında ortaya çıkan emisyonlar da karbon hesabının bir parçası olabilir.

Bu nedenle özellikle üretim şirketlerinde yalnızca tesis bacasından çıkan emisyona bakılarak gerçek karbon etkisinin belirlenmesi mümkün değildir.

Modern karbon muhasebesinin temel amacı, emisyonun yalnızca nerede oluştuğunu değil, hangi faaliyet ve değer zinciri süreci nedeniyle ortaya çıktığını da belirlemektir.

CO₂e Nedir ve Karbon Ayak İzinde Neden Kullanılır?

Farklı sera gazlarının atmosferde ısı tutma etkileri aynı değildir. Örneğin metan ile karbondioksitin aynı miktarda atmosfere salınması iklim üzerinde aynı sonucu oluşturmaz.

Bu nedenle hesaplamalarda farklı sera gazları, belirlenen küresel ısınma potansiyelleri (Global Warming Potential – GWP) kullanılarak CO₂ eşdeğerine dönüştürülür.

En basit haliyle karbon hesaplama yaklaşımı şu şekilde ifade edilebilir:

Faaliyet Verisi × Emisyon Faktörü × GWP = CO₂e

Örneğin tüketilen doğalgaz miktarı, kullanılan motorin, satın alınan elektrik, soğutucu gaz kaybı veya taşınan yük miktarı bir faaliyet verisidir. Bu verinin uygun emisyon faktörüyle çarpılması sonucunda söz konusu faaliyetin sera gazı karşılığı hesaplanabilir.

Bu nedenle karbon ayak izi çalışmasının doğruluğu yalnızca kullanılan yazılıma değil, faaliyet verisinin kalitesine ve doğru emisyon faktörünün seçilmesine bağlıdır.

Kurumsal Karbon Ayak İzi Nasıl Hesaplanır?

Kurumsal karbon ayak izi hesaplamalarında dünyada en yaygın kullanılan yaklaşımlardan biri GHG Protocol Corporate Standard metodolojisidir. Organizasyon seviyesindeki sera gazı hesaplama ve raporlama çalışmalarında ISO 14064-1 standardı da önemli bir referanstır. ISO 14064-1, kuruluşların sera gazı emisyonlarını ve uzaklaştırmalarını ölçmesi ve raporlaması için prensip ve gereklilikler tanımlar.

Kurumsal karbon envanteri oluşturulurken ilk yapılması gereken işlem hesaplama sınırlarının belirlenmesidir.

Bir holding için hangi şirketlerin hesaba dahil edileceği, kiralık tesislerin nasıl değerlendirileceği, ortak girişimlerin nasıl ele alınacağı veya operasyonel kontrolün kimde bulunduğu gibi konular hesaplama sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Organizasyonel sınırlar belirlendikten sonra emisyon kaynakları GHG Protocol yaklaşımına göre Scope 1, Scope 2 ve Scope 3 olarak sınıflandırılır.

Scope 1: Doğrudan Sera Gazı Emisyonları

Scope 1, işletmenin sahip olduğu veya kontrol ettiği kaynaklardan doğrudan ortaya çıkan emisyonları kapsar.

Fabrikalardaki doğalgaz kazanları, jeneratörlerde tüketilen yakıtlar, şirkete ait araçların yakıt tüketimleri, bazı üretim proseslerinden kaynaklanan emisyonlar ve klima-soğutma sistemlerinden gerçekleşen soğutucu gaz kaçakları bu kapsama girebilir.

Özellikle sanayi tesislerinde Scope 1 emisyonlarının doğru belirlenebilmesi için yalnızca enerji faturalarının değil, yakıt tüketimi, proses verileri ve soğutucu gaz kayıtlarının da incelenmesi gerekir.

Scope 2: Satın Alınan Enerjiden Kaynaklanan Emisyonlar

Scope 2, işletmenin dışarıdan satın aldığı elektrik, buhar, ısı veya soğutma enerjisinin üretimi sırasında ortaya çıkan dolaylı emisyonları kapsar. GHG Protocol Scope 2 Guidance, satın alınan enerjiden kaynaklanan emisyonların nasıl hesaplanacağına ilişkin metodolojik çerçeveyi tanımlar.

Bir şirket kendi tesisinde herhangi bir yakıt yakmasa bile yüksek miktarda elektrik tüketiyorsa önemli miktarda Scope 2 emisyonuna sahip olabilir.

Bu nedenle enerji verimliliği projeleri, öz tüketim amaçlı güneş enerjisi sistemleri ve uygun yenilenebilir enerji tedarik modelleri yalnızca enerji maliyetlerini değil, işletmenin karbon yoğunluğunu da etkileyebilir.

Scope 3: Değer Zincirindeki Diğer Dolaylı Emisyonlar

Çoğu işletmede karbon hesabının en karmaşık bölümü Scope 3'tür.

Scope 3; satın alınan mal ve hizmetlerden lojistiğe, iş seyahatlerinden çalışanların işe geliş-gidişlerine, sermaye mallarından atıklara, satılan ürünlerin kullanımından kullanım ömrü sonuna kadar uzanan geniş bir değer zincirini kapsayabilir. GHG Protocol, Scope 3 hesaplamasının şirketlerin tüm değer zincirindeki emisyonlarını değerlendirebilmesi için geliştirildiğini belirtmektedir.

Özellikle üretim sektöründe satın alınan hammaddeler toplam karbon ayak izinin önemli bir bölümünü oluşturabilir. Bu nedenle yalnızca tesis içerisindeki enerji tüketimine odaklanan bir karbon azaltım stratejisi, işletmenin gerçek emisyon profilini göstermeyebilir.

Karbon Ayak İzi Hesaplamasında Veri Kalitesi Neden Önemlidir?

Karbon hesabında en sık yapılan hatalardan biri, sonuç üretmenin veri kalitesinden daha önemli görülmesidir. Oysa aynı işletme için farklı veri kaliteleri kullanılarak birbirinden oldukça farklı sonuçlar elde edilebilir. Örneğin bir lojistik faaliyetinin yalnızca TL bazında taşıma harcamasından hesaplanması ile aracın tipi, kullanılan yakıt, mesafe ve taşınan yük miktarı üzerinden hesaplanması aynı hassasiyeti sağlamaz.

Benzer şekilde satın alınan bir hammaddenin sektör ortalamasına dayalı emisyon faktörü yerine üreticiden alınan doğrulanmış ürün karbon verisinin kullanılması çok daha doğru sonuç verebilir.

Bu nedenle iyi hazırlanmış bir karbon envanterinde veriler yalnızca toplanmaz; kaynağı, güvenilirliği, belirsizliği ve hesaplama yöntemleri de kayıt altına alınır.

Özellikle yıllar arasında performans karşılaştırması yapılacaksa kullanılan metodolojinin tutarlı olması gerekir.

Ürün Karbon Ayak İzi ile Kurumsal Karbon Ayak İzi Aynı Şey Değildir

Kurumsal karbon ayak izi şirketin belirli bir raporlama dönemi içerisindeki sera gazı envanterini değerlendirirken ürün karbon ayak izi, belirli bir ürünün yaşam döngüsündeki emisyonlara odaklanır.

ISO 14067, ürünlerin karbon ayak izinin hesaplanması ve raporlanması için kullanılan temel uluslararası standartlardan biridir ve yaşam döngüsü değerlendirmesi yaklaşımıyla uyumludur.

Ürünün kapsamına bağlı olarak hesaplama hammaddenin çıkarılmasından başlayıp üretim tesisinin çıkışına kadar yapılabilir. Bu yaklaşım genellikle cradle-to-gate olarak ifade edilir.

Hammadde, üretim, dağıtım, kullanım ve kullanım ömrü sonu dahil bütün yaşam döngüsü değerlendiriliyorsa cradle-to-grave yaklaşımından söz edilir.

Dolayısıyla “bir ton ürünün karbon ayak izi nedir?” sorusunun doğru cevaplanabilmesi için öncelikle sistem sınırlarının ve fonksiyonel birimin tanımlanması gerekir.

Karbon Ayak İzi Nasıl Azaltılır?

Karbon azaltımının ilk adımı herhangi bir güneş enerjisi yatırımı yapmak veya ağaç dikmek değildir. İlk adım emisyon kaynaklarını doğru şekilde ölçmek ve hangi faaliyetlerin toplam emisyon içerisindeki payının yüksek olduğunu belirlemektir.

Bu analiz sonucunda karbon açısından kritik noktalar, yani “hotspot” alanları ortaya çıkar.

Enerji yoğun bir fabrikada doğalgaz ve elektrik tüketimi ön plana çıkabilirken başka bir işletmede satın alınan hammaddeler veya lojistik faaliyetleri toplam emisyonun çok daha büyük bölümünü oluşturabilir. Bu nedenle her şirket için aynı karbon azaltım reçetesi uygulanamaz.

Etkili bir karbon yönetim programında öncelikle enerji ve proses verimliliği incelenmeli; gereksiz enerji tüketimleri ortadan kaldırılmalı, yüksek emisyon yoğunluğuna sahip prosesler iyileştirilmeli ve mümkün olan alanlarda elektrifikasyon değerlendirilmelidir.

Ardından yenilenebilir enerji uygulamaları, düşük karbonlu hammaddeler, tedarikçi dönüşümü, lojistik optimizasyonu, atık azaltımı, proses iyileştirmeleri ve döngüsel ekonomi uygulamaları değerlendirilmelidir.

Buradaki temel yaklaşım şudur:

Önce ölç, sonra azalt; azaltılamayan emisyonları ise en son aşamada değerlendir.

Karbon Dengeleme Emisyon Azaltımının Yerine Geçer mi?

Karbon dengeleme veya karbon kredisi uygulamaları, azaltılması teknik veya ekonomik olarak güç kalan emisyonlar açısından kullanılabilen araçlardan biridir. Ancak bir şirketin kendi operasyonlarında hiçbir iyileştirme yapmadan yalnızca karbon kredisi satın alması gerçek bir dekarbonizasyon stratejisi olarak değerlendirilmemelidir.

İyi bir iklim stratejisinde öncelik şirketin kendi operasyonlarında ve değer zincirinde mümkün olan emisyon azaltımlarının gerçekleştirilmesidir.

Karbon kredileri değerlendirilecekse projenin ilave azaltım yaratması, emisyon azaltımının ölçülebilir olması, kalıcılık, mükerrer sayım ve bağımsız doğrulama gibi kriterlerin ayrıca incelenmesi gerekir.

Türkiye'deki Şirketler İçin Karbon Ayak İzi Neden Daha Önemli Hale Geldi?

Karbon ayak izi artık yalnızca sürdürülebilirlik raporlarında kullanılan çevresel bir gösterge değildir. Özellikle ihracat yapan üreticiler için karbon verisi giderek ticaret, tedarik zinciri ve rekabetçilik konusu haline gelmektedir.

Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM) kapsamında demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerindeki belirli ürünler uygulama kapsamına alınmıştır.

1 Ocak 2026 itibarıyla SKDM'nin mali yükümlülük dönemi başlamış durumdadır. Bu sistemde AB'ye ithal edilen belirli ürünlerin gömülü emisyonları doğrudan ekonomik sonuçlarla ilişkilendirilmektedir.

Bu nedenle Türkiye'den Avrupa Birliği'ne ihracat yapan üreticiler açısından artık yalnızca toplam şirket karbon ayak izini bilmek yeterli olmayabilir. Ürün ve üretim prosesi bazında doğru, izlenebilir ve doğrulanabilir emisyon verisinin oluşturulması giderek daha önemli hale gelmektedir.

Türkiye'nin ilk İklim Kanunu da 2025 yılında yasalaşmış; kanun kapsamında Emisyon Ticaret Sistemi, gömülü sera gazı emisyonları ve karbon piyasaları gibi kavramlar yasal çerçeve içerisinde yer almıştır.

Dolayısıyla karbon yönetimi, Türkiye'deki işletmeler açısından yalnızca çevresel sorumluluk değil; önümüzdeki dönemde maliyet yönetimi, ihracat, yatırım kararları ve kurumsal risk yönetiminin de önemli bileşenlerinden biri olacaktır.

Karbon Ayak İzi Çalışması Bir Raporla Bitmemelidir

Karbon ayak izi hesaplamasının gerçek değeri, ortaya çıkan toplam CO₂e rakamından çok bu verinin nasıl kullanıldığıyla ilgilidir.

Bir şirketin yıllık emisyonunun örneğin 15.000 ton CO₂e olduğunu bilmek tek başına sınırlı bir anlam taşır.

Asıl önemli sorular şunlardır:

Emisyonun ne kadarı enerjiden geliyor? Hangi üretim hattının karbon yoğunluğu daha yüksek? Bir ton ürün başına emisyon ne kadar? Satın alınan hammaddelerin etkisi nedir? Tedarikçiler arasında karbon performansı açısından fark bulunuyor mu? Enerji verimliliği yatırımı yapılırsa kaç ton emisyon azaltılabilir? Üretim artarken toplam emisyon ile emisyon yoğunluğu nasıl değişiyor?

Bu soruların cevaplanması karbon ayak izi çalışmasını basit bir raporlama faaliyetinden çıkararak karar destek aracına dönüştürür.

Climeteo ile Karbon Ayak İzi Hesaplama ve Karbon Yönetimi

Climeteo olarak karbon ayak izi çalışmalarını yalnızca toplam emisyon miktarının hesaplandığı bir raporlama süreci olarak değerlendirmiyoruz.

Kuruluşun faaliyet yapısını, enerji tüketimlerini, üretim proseslerini, tedarik zincirini ve veri altyapısını birlikte inceleyerek ölçülebilir ve izlenebilir bir sera gazı envanteri oluşturmayı hedefliyoruz.

Kurumsal karbon ayak izi, ürün karbon ayak izi, emisyon kaynaklarının analizi, karbon azaltım fırsatlarının belirlenmesi ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm çalışmalarında işletmenin ihtiyaçlarına uygun bir yol haritası oluşturulması önemlidir.

Çünkü karbon yönetiminde asıl hedef yalnızca “Ne kadar emisyonumuz var?” sorusunu cevaplamak değildir.

Asıl değer;

“Emisyonumuz nereden kaynaklanıyor, hangi alanlarda azaltabiliriz ve bunu işletmenin rekabet gücünü koruyarak nasıl gerçekleştirebiliriz?”

sorularına doğru cevap verebilmektir.

Karbon ayak izi hesaplama, sera gazı emisyonlarının analizi ve karbon azaltım stratejileri konusunda Climeteo ile iletişime geçerek işletmenize özel çalışma modeli oluşturabilirsiniz.

Karbon Ayak İzi Hakkında Sık Sorulan Sorular

Karbon ayak izi nasıl hesaplanır?

Karbon ayak izi hesaplanırken elektrik, doğalgaz, yakıt, ulaşım, üretim, lojistik, hammadde kullanımı ve diğer faaliyetlerden kaynaklanan sera gazı emisyonları belirlenir. Toplanan faaliyet verileri uygun emisyon faktörleri ile çarpılır ve sonuçlar genellikle CO₂ eşdeğeri (CO₂e) olarak ifade edilir.

Kurumsal karbon ayak izi ile bireysel karbon ayak izi arasındaki fark nedir?

Bireysel karbon ayak izi; ulaşım, enerji kullanımı, beslenme ve tüketim alışkanlıkları gibi kişisel faaliyetleri kapsar. Kurumsal karbon ayak izi ise bir şirketin operasyonları, enerji tüketimi, üretim süreçleri, araçları, tedarik zinciri ve diğer faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını değerlendirir.

Scope 1, Scope 2 ve Scope 3 emisyonları nedir?

Scope 1, şirketin doğrudan kontrol ettiği kaynaklardan oluşan emisyonları; Scope 2, satın alınan elektrik, ısı veya enerji kaynaklı dolaylı emisyonları; Scope 3 ise tedarik zinciri, lojistik, satın alınan hammaddeler, iş seyahatleri ve ürünlerin kullanım aşaması gibi diğer dolaylı emisyonları kapsar.

Karbon ayak izi hesaplamasında hangi veriler kullanılır?

Hesaplamanın kapsamına göre elektrik faturaları, doğalgaz ve yakıt tüketimleri, araç kilometreleri, üretim miktarları, hammadde satın alımları, lojistik verileri, atık miktarları, soğutucu gaz kayıtları ve tedarikçi verileri kullanılabilir. Hesaplamanın güvenilirliği, kullanılan verilerin doğruluğu ve izlenebilirliğiyle doğrudan ilişkilidir.

Karbon ayak izi ile ürün karbon ayak izi aynı şey midir?

Hayır. Kurumsal karbon ayak izi şirketin belirli bir dönem içerisindeki toplam sera gazı emisyonlarını değerlendirirken ürün karbon ayak izi, belirli bir ürünün hammadde temininden üretime, dağıtımdan kullanım ve kullanım ömrü sonuna kadar seçilen yaşam döngüsü sınırları içerisindeki emisyonlarını inceler.

Karbon ayak izi nasıl azaltılır?

Öncelikle emisyon kaynakları ölçülmeli ve toplam karbon ayak izi içerisinde en yüksek paya sahip alanlar belirlenmelidir. Ardından enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, proses optimizasyonu, düşük karbonlu hammaddeler, lojistik iyileştirmeleri, atık azaltımı ve tedarik zinciri yönetimi gibi uygulamalar değerlendirilmelidir. Etkili bir karbon azaltım stratejisi her işletmenin faaliyet yapısına göre ayrı hazırlanmalıdır.

İşletmeler neden karbon ayak izi hesaplatmalıdır?

Karbon ayak izi hesabı, işletmenin hangi faaliyetlerinin daha fazla sera gazı emisyonuna neden olduğunu ortaya koyar. Bu bilgi; enerji maliyetlerinin azaltılması, verimlilik projelerinin önceliklendirilmesi, sürdürülebilirlik hedeflerinin belirlenmesi, müşteri ve tedarikçi taleplerinin karşılanması ve düşük karbonlu üretime geçiş planlarının hazırlanması açısından önemli bir veri sağlar.

Sık Sorulan Sorular SSS
  • İklim Değişikliği Konusunda Türkiye Nasıl Bir Süreçtedir?
    Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede son yıllarda önemli adımlar atmıştır. Paris Anlaşması’nı 2021’de onaylayarak 2053 net sıfır emisyon hedefini açıklamıştır. Ulusal Katkı Beyanı (NDC) güncellenmiş, yenilenebilir enerji yatırımları artırılmış ve Yeşil Mutabakat Eylem Planı devreye alınmıştır. Ancak, fosil yakıt bağımlılığı, sanayi kaynaklı emisyonlar ve ormansızlaşma gibi zorluklar devam etmektedir. Karbon fiyatlandırma mekanizmaları ve sürdürülebilir üretim teşvikleri gibi adımlarla Türkiye, düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecini hızlandırmayı hedeflemektedir.
  • Avrupa Yeşil Mutabakatı (EU Green Deal) Nedir?
    İklim değişikliği, küresel çapta bir tehlikedir ve ülkeler iklim hedeflerini belirterek kendi eylem planlarını uygulamaya başlamaktadır. Bu doğrultuda Avrupa, iklim hedeflerini belirttiği, Avrupa Yeşil Mutabakatı (EU Green Deal)’nı yayınlamıştır. 2019 yılında yayınlanan mutabakatta Avrupa, 2050 yılında ilk karbon-nötr kıta olmayı hedeflediğini belirtmiştir. Bu hedef için kendi sanayisini ve ekonomisini dönüştürecek bir büyüme stratejisi geliştireceğini vurgulamaktadır. Enerji, ulaşım, tarım, inşaat, finans gibi temel birçok faaliyet alanını iklim hedefleri çerçevesinde yeniden şekillendireceği bildirmektedir.
  • Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın Türkiye İçin Önemi Nedir?
    Avrupa Yeşil Mutabakatı, Türkiye için kritik bir öneme sahiptir. AB’nin Türkiye ile Gümrük Birliği ortağı olması, ticari faaliyetleri oldukça hareketli kılmaktadır. Ticaret Bakanlığı’nın 2021 yılı verilerine göre Avrupa Birliği, Türkiye’nin 93 milyar dolarlık ihracatından %41 oranında pay alarak, toplam ihracatta ilk sırada yer almaktadır. Dolayısıyla hem ticari ilişkilerin yoğunluğu hem de sürdürülebilir kalkınma hedefleri sebebiyle Türkiye de Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında yer alacaktır.
  • Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Nedir?
    Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM),Avrupa Birliği'nin 2026 itibarıyla kesin uygulama dönemine geçen karbon fiyatlandırma mekanizmasıdır. SKDM, AB’ye ihraç edilen çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik gibi yüksek karbon salınımına sahip ürünlere ek maliyet getirmektedir. Amaç, karbon kaçağını önlemek ve küresel ölçekte düşük karbonlu üretimi teşvik etmektir. Türkiye gibi AB ile yoğun ticaret yapan ülkeler için, karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik uyum süreci büyük önem taşımaktadır.
İklim Dostu Şirketler Yaratıyoruz!
İletişim Formu
Entegre Uyumluluk

Tüm sürdürülebilirlik çözümlerimiz önde gelen ulusal ve uluslararası Çevresel, Sosyal, Yönetişim standartlarına ve düzenlemelerine uyumlu olarak üretilmiştir.

Kurumsal Karbon Yönetiminde Sürdürülebilir Çözümlerİşletmeniz için stratejik, sürdürülebilir ve yenilikçi çözümler sunuyoruz.

Neler Yapıyoruz?
Hakkımızda Hakkımızdaİletişim İletişim Whatsapp
HakkımızdaClimeteo
+90532 346 4029
+90532 346 4029